ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Özel Birlikler

Metin ERİŞ

01 Ekim 2010, 12:49

Metin ERİŞ

Türkiye, terörizmin konuklandığı, beslendiği Kandil dağı ve çevresini kontrol etme şansını ABD'nin iki defa gerçekleştirdiği Irak Savaşlarına müdahil olmamakla, kim ne derse desin, bence iki kere kaybetmiştir. Türkiye bugün ABD istihbarat verecektir(!) veya bay Barzani rıza gösterecektir(!) oyununun yardımcı aktörü konumundadır. Kısaca başkalarının elinde, istense de istenmese de, ikinci sınıf oyuncudur. Bu öteden beri savunduğum bir görüştür ve Türkiye önemli fırsatı, şu veya bu sebeple, kaçırmıştır. Şimdi hızla yapılması gereken sınırlarımızın kontrolünü sağlayacak elektronik donanımların bir an önce tamamlanması ile birlikte "profesyonel sınır birliklerinin" kurulmasıdır.

Gerilla savaş taktikleriyle yetiştirilecek olan Birliklerdeki hizmet süreleri, uzmanlık sağlayacak süreç de dikkate alındığında insanın fizikî yapısının bu savaşa cevap veremeyecek yaş hududu ile sınırlandırılmalıdır. Sanırım 35-38 yaşları uygun olabilir. Bu yaşlarda görev süreleri tamamlanmış profesyonellerin bir bölümünden masa başında istifadeye devam edilebileceği gibi, diğerlerinden de başkaca sahalarda yararlanılma imkânları herhalde önceden plânlanmalıdır. Fakat en önemli hususlardan biri, hayatlarını açık bir şekilde riske eden bu insanlarımızın hayatta kalmaları halinde geleceklerinin, şehit olmaların halinde ise ailelerinin kimseye muhtaç olmadan yaşayışlarını sürdürecek malî kaynaklara sahip kılınmalarıdır.

Şimdi asıl cevaplandırılması gereken soruya gelmiş bulunuyoruz. Profesyonel Ordu veya Özel Birlik ordu bünyesinde mi, yoksa sivil otokontrolün önem taşıyacağı bir yapı içersinde mi yapılandırılmalıdır? Konudaki düşüncem hizmetin sivil-asker işbirliği içersinde yürütülmesidir. Meselâ, kurulmuş ama henüz tam anlamıyla yapısı şekillendirilmemiş görünen "Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığına" gerekli yapısal güç sağlanılarak konudaki sorumluk verilebilir. Özellikle son günlerde gündemi işgal eden, ürperdiğim ve inanmakta zorlandığım MİT'in ses kayıtlarına düşen "Heron'dan alınan bilgilerin saptırılması" konuşması, yukarıdaki düşüncemi kuvvetlendirmiştir. Tabiatıyla sivilin de, askerin de içinde "hain" bulunabilir. Ama hiç değilse farklı zeminler farklı korku, endişe ve otokontrol mekanizmalarına cevaz verir... Fakat, adı profesyonel veya özel Birlik, her neyse, bir an önce kurulmalı ve yetişkin, gerilla eğitimi almış askerlerimizle şu menhus terör yok edilmelidir. Böylece 45 günlük piyade eğitimi ile orduya katılan gençlerimiz terör dışında başkaca hizmetlerde vatani görevlerini ifa etme durumunda olurlar.

Konuda bir başka görüşüm daha var... Bunu sanırım farklı vesilelerle okuyucularımla paylaşmıştım. Ama olsun... Bir kere daha dile getirmek istiyorum. Türkiye'mizin coğrafyası, dünyanın pek çok yöresinde ortaya çıktığı gibi, doğal afetlerle boğuşmak mecburiyetinde bulunuyor. Bu afetlerin başında çölleşen tabiat yapısı bulunmaktadır. Her yıl yanan, yakılan ormanlar, yerlerine ikâme edilenlerinde karşılaşılan güçlükler hep bilinenlerdir. Fakat bu arada gözlenen bir başka gerçeği de göz ardı etmemeliyiz. Ordumuzun koruması altında olan, bir anlamda "yasak bölge" statüsünde bulunan, yörelerdeki ağaçlık arazilerin mükemmel tarzda korunmakta ve çoğu defa yangın tehlikesiyle karşılaşmaktadırlar. O halde diyorum... Bugün mecburi hizmet kapsamında sayıları 450-500 000 civarında olduğu söylenen askerlik hizmetlilerimizin bir bölümü "Çevre Koruma ve Ağaçlandırma Askerliği" ile yükümlü kılınamaz mı? Böylece ülkemiz Çevre Askerleri ile emir-kumanda zincirinde bir taraftan ağaçlandırılırken, asıl mesele olan ağaçlandırılan yörelerin bakım ve korunması da sağlanılmış olur. 

Orman arazisinin "bakım-koruma zinciri" konusunda bir tecrübemden yola çıktığımı dile getirmek isterim. Gebze'nin Dilovası bölgesinde Sanayicilerimizle kurmuş olduğumuz DİSAV vakfının başkanlığını deruhte ederken yörede bulunan makilik bir araziye 81000 ağaç dikmiş ve bunun bakımını yaptırmakla kalmamış, gece-gündüz koruma altına da almıştık. Sonuç muhteşem bir orman arazisi olacaktı... Ormancı dostlar belki yukarıdaki teklife alınacaklardır ama bu onların görevlerine müdahale değildir. Teklif, belli sayıdaki bir gücün mecburi istihdamı ile özellikle bakım-koruma konularında askeri hizmet anlayışından istifade etmek anlamı taşımaktadır. Sonrası mı? Belki bir adım daha ileride özel bir statüyle profesyonelleştirilerek ülkemizin çevre meselelerine çözüm üreten bir yapı "Çevre Askerliği" hüviyetine kavuşturularak işsizlik sorununa da çare getirmiş olur.

Bu haber 284 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Basın Toplantısı Mükemmeldi, Bir Ayrıntı Hariç !18 Mayıs 2012

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

Tüm haber yazıları ve içerikleri Son Nokta Gazetesine aittir. Kaynak belirtilmeden kullanımı yasaktır.
RSS Kaynağı

Web Tasarım: Gebze Tasarım

Altyapı: MyDesign