Yer kaynıyor, gök sabırsızlanıyor. İnsanoğlu umursamazca yol alıyor. Her geçen gün yeni olaylara yeni gündemlere gebe. Hiç boş kalmıyoruz. Klavyemin başına oturduğumda gündeme almayı planladığım yazı uçup gidiyor. Tam da burada yanı başımızda PKK operasyonları devam ediyor. Kanayan yara kanadıkça kanıyor. İnsanlar ölmeye devam ediyor. Irak tedirgin ve fırtına öncesi sessizliğini zaman zaman patlayan bombalarla bozuyor. Her patlayan bomba onlarca insanın canına mal oluyor. Suriye Arap Baharına inat direniyor. Esad babasının kanlı zalim yolunu sürdürüyor. Hama’lara yeni hama’lar ekleniyor. Tehlikeli bir gidişatın ayak sesleri yanı başımızda dolanıyor. Kan yine akmaya devam ediyor. İnsanlar ölüyor. Batı’da en batı’da yine kanlı hesaplar yapılıyor çıkar üzerine. Masalar kuruluyor, konuşmalar konuşmaları izliyor. Kravatlı dışı temiz içi kanlı adamlar ve cilalı kadınlar doğu’ya en doğu’ya göz kırparak (kan kusarak) gülücükler gönderiyor. Birazdan aç, sefil, yetim, evsiz barksız bırakılacak insanlara demokrasi, insan hakları avutmaları yapılıyor. Kadehler kaldırılıyor şerefine, siyah renkli insanların ölümleri üzerine. İnsanlar ölüyor. Soğuk alabildiğine devam ediyor. Önce batı’yı vuruyor. Sözüm ona medeniyet denen batıda binlerce insan soğuk havaya rağmen sokaklarda yaşıyor. Yaşama tutunamayan yüzlerce insan soğuktan ölüyor. Her ölüm batı’nın yüzüne vurulan insanlıktan nasip almamışlığın şamarı, lakin insanlığı yitirenler bu şamarı alkış olarak algılıyor. Soğuk hava kar boran ülkemizi de sarıyor. Bizde durum batı’ya nazaran biraz farklı. Henüz sokaklarda soğuktan ölen insanlara rastlamadık. Sokakta yaşayanlar belli merkezlerde toplanıyor. Giydiriliyor, yediriliyor. Şimdilik de olsa sıcak bir nefes almaları sağlanıyor. Ama yine de kar soğuğu insanımızı etkisi altında tutuyor. Karlar birikiyor, evlerin boyunu geçiyor, Bitlis canlı örneği, bu bile insanımızı yıldırmıyor. Lakin soğuk bir savaşın sessizliği ülkemizin etrafında bizi içine çekiyor. Her yer kaynıyor, dünya artık ağırlığını taşıyamıyor. Yeni savaş senaryoları kuruluyor. Siber savaşı daha da hızlanıyor. Amerika, İsrail İran için her geçen gün daha da sabırsızlanıyor. Her yer kaynıyor, şubat’ın on dördüne giriliyor. Gençlerde anlamsız bir heyecan boy gösteriyor. Değişik hediyeler ellerde dolaşıyor. Bir de sahibine ait olmayan eller dolaşıyor ellerde. Geçici hevesler dolaşıyor sokaklarda. Buna şahit oluyoruz lakin bir şey yapamıyoruz. Sadece bize ait olmayan ellerden ellerlimizi koruyabiliyoruz. Sevgililer günü diyorlar, duyup geçiyorum. Sonra bir ses bölüyor sevgililer günü koşuşturmasını: “Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı, Yer, içindeki ağırlıkları çıkarıp dışarı attığı, Ve insan: "Ona ne oluyor?" dediği zaman. O gün yer, Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatacaktır. (ZİLZAL/1-5) Sûr'a bir tek üfleme üflendiği, Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman, İşte o gün olacak olur. O gün gök yarılmış, sarkmıştır. (HAKKA/13-16)” “Allah’ın gülleri yakanızı bırakmasın.”
Basın Toplantısı Mükemmeldi, Bir Ayrıntı Hariç !Anneler GünüKültürüne Yabancılaşan ToplumKutlu bir doğuma daha uyanmakdeneme18 Mayıs 201214 Mayıs 201207 Mayıs 201229 Nisan 201222 Eylül 2011