ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Suriye de Değişen Bir Şey Var mı!..

Metin ERİŞ

18 Ağustos 2011, 14:05

Metin ERİŞ

 
Ülkemizin ve Gaziantepli olarak da benim yakın komşum Suriye'ye, belki Halep'e demem daha doğru olur, çocukluk yaşlarımda ailece ziyaretimizi saymazsam 1984 yılında iki defa peş peşe gitme imkânını buldum. Bir daha da nasip olmadı!.
 
Son aylarda Suriye'de yaşananları takip ederken o günlerdeki yönetimle ilgili olarak aldığım notların bugünün yönetimiyle ne kadar benzeştiğini görmek beni doğrusu çok şaşırtmadı.
 
Baba Hafız Esad iktidarını sürdürürken o günlerde orduyu kontrol eden kardeşi Rıfat Esad'dı.Oğul Beşar Esad'ın dönemine baktığımızda orduyu kontrol eden kardeş Mahir Esad!.. Uygulamadaki benzerlik, bunca yıl sonra, insanı ürpertiyor olmalı.
 
Suriye'de acaba gerçek güç kimde!..Halka şirin görünmekle görevli kılınan başkanlar mı, yoksa gölge arkasında kalan kardeşler mi güçlü?
 
Yahut kırk yıldır yaşananlar, plânlanmış mükemmel bir senaryonun parçalarından mı ibaret? Değerlendirmelerimizi kolaylaştırır düşüncesiyle Suriye'ye 1984 yılında yaptığım ziyarette iktidarla ilgili gözlemimi sizlerle paylaşmak isterim...
 
"Ekonomik açıdan ılımlı sosyalist, siyaset bakımından Sovyetler Birliğine bağlı bir politika takip etmeye çalışan Suriye'deki rejim, bundan sekiz ay öncesine göre sanki biraz yumuşamış gibi!
 
Herhalde bu ihtilâller ülkesinde, Hafız Esad, kendine bağlı siyasî yapıyı daha uzun süreler devam ettirmek azminde.
 
Görülen veya gösterilen o ki Hafız Esad sevilen bir lider. Sempatik tavırlarına bağlı olarak namuslu olduğu inancı da halk nezdinde yaygınlaştırılmış.
 
Ancak çevresine pek hâkim olmadığından da söz ediliyor. Devlet Başkanının kardeşi hakkındaki söylentiler ise inanılmaz boyutlarda!
 
Yıllarca Genel Kurmay Başkanı olarak ordunun en yüksek kademesinde bulunan ve "amca" lakabıyla anılan Rıfat Esad'ın iyi bir ağa olduğu, etrafındakileri doyurduğu, fakat bu insanlardan kayıtsız şartsız bağlılık beklediği, aksi halde acımasız olduğu açıkça dile getiriliyor.
 
Ayrıca gizli istihbarat teşkilâtına da tam anlamıyla hâkim olduğu, ülkedeki yatırımlar ve ticarî hayatla da ilgilendiği(!) söylenen başkaları...
 
Kusaya dağının hemen eteğinde bir tepe üzerinde Başkanlık Sarayı adıyla inşa edilen kartal kalesi henüz tamamlanmamış. Burası Şam şehrinin giriş ve çıkışlarına olduğu kadar, şehrin tamamına hâkim konumda.
 
Bittiğinde "Amca" tarafından kullanılacağı söylenen Saray Kale, herhalde plânlandığı gibi koruma ve kontrol amacının da ötesinde bir görev üstlenecek!"
 
1984 yılında Hafız Esad'ın kullanan veya kullanılan mı olduğu müphemiyetinin bugün Beşar Esad ve kardeş Mahir Esad için de aynen geçerli olduğunu düşünüyorum.
 
Gerçek olansa, Baas anlayışının bir kolu olan yönetiminin 40 yılı aşkın süredir iktidarını, baskıcı metotlarla %90'lardaki Sünni halk çoğunluğu üzerinde acımasızca sürdürdüğüdür.
 
Başkanlık babadan oğula geçerken ordu yönetimi kardeşlere intikal ettirilmekle kalınmamış, istihbarat teşkilâtı da aynı yöntemle kontrol altına alınmıştır. Öyle görülüyor ki Başkanlık makamında oturan baba Hafız Esad veya oğul Beşar Esad halk nezdinde sempatik ve sevimli tavırlarıyla halka yakın görünürlerken demir yumruğun sahipliğini kardeşler üstlenmişlerdir.
 
Bugünün tabiriyle, akıllı bir şekilde ailece, iyi polis ve kötü polisi oyununu Nusayrî rejiminin çıkarları yönünde kullanmışlardır.
 
Kısaca Suriye'de gerçek iktidar, siyaseten ve iktisaden, nüfusun %7'lerinde bulunan Nusayrî Baas yönetimindedir. Nusayrî anlayışı, okuyucularımızca biliniyordur ama, dış ilişkilerle bağlantısını daha açık bir şekilde belirlemek bakımından bir kere daha hatırlamakta fayda olacaktır.
 
"Nusayrîlik, Muhammed bin Nusayr tarafından 9ncu yüzyılda kurulmuş aşırı bir Şii (Alevî değil) anlayışıdır. Bâtinî bazı sapmalardan kaynaklanan anlayış Hz. Ali'yi ilâhlaştırır."
 
Böyle bir anlayışa sahip Nusayrîler ve siyasî lideri Esad'lar, 40 yıldır Suriye'nin başta askerî ve ekonomik olmak üzere siyasî ve sosyal yapısının mutlak hâkimiyetine sahiptirler.
 
Bu gücün temelinde "asker-istihbarat-karası dâhil ticaret" üçlemesi vardır. Doğal kaynakları hemen hemen bulunmayan, iktisaden diğer Arap ülkeleriyle kıyaslandığında kalkınma imkânları sınırlı bir ülkede, nasıl oluyor da bir azınlık grubu bu kadar uzun bir süre iktidarda kalabiliyor?
 
Bunun cevabı, içeride sağlanan despotik kontrollü yapının bazı dış güçler tarafından mutlak anlamda desteklenmekte ve güçlendirilmekte olduğudur.
 
Biraz gerilere giderek Sovyetler Birliği dönemini gözden geçirecek olursak görürüz ki, SSCB'nin yıllar boyu Orta Doğu'daki kesintisiz ve kayıtsız şartsız tek müttefiki Suriye'dir.
 
Bu müttefiklik Rusya'daki yeni rejimle değişmemiştir. Suriye'de ise babadan oğula verasetten intikal etmiştir.
 
Öyle ki halen gerek askerî donanım, gerekse ekonomik açıdan Rusya'nın Orta Doğu'daki ağırlıklı ve imtiyazlı ortağı Suriye'dir.
 
Silah alımları devam eden ve yatırımlar için başka ülkelere tanınmayan tavizli anlaşmaların sahibi Rusya, 2005 yılında, Suriye'nin borçlarının %70'lerini silerek ortağına vefasını göstermiştir!..
 
Nusayrî Suriye iktidarının dayandığı ikinci güç, inanç yapısı bağlılığı da dikkate alınarak İran'dır.
 
Yine hafızalarımız yokladığımızda, Arap dayanışması anlamında insanı şaşırtan ve olmaması gerekir gibi düşünülen bir davranış, 1980'li yıllardaki İran-Irak Savaşında, Suriye'nin İran'ın yanında yer almasıdır.
 
Bu süreçten kârlı çıkacak olan SSCB'dir! Zira bir taraftan Irak'la olan dayanışması icabı ona silah satan SSCB, diğer taraftan müttefiki Suriye'ye satmakta olduğu silahların onun tarafından İran'a satılmasına göz yumacaktır!.
 
Suriye için Arap kardeşliği değil, Irak'taki Baas rejimine karşı duyduğu rekâbet ön plândadır. İran için önemli olansa Şii temelli Nusayrî iktidarının ayakta kalmasıdır.
 
Rusya ve İran'ın çok yönlü hesaplarına karşılık son günlerde BM'ler Güvenlik Konseyinde Çin'le Hindistan'ın Suriye'nin yanında oluşları yadırganabilir. Ancak bu bir güç savaşıdır.
 
Bu ülkelerin de, hâkim güç olma yolunda Orta Doğuda iktisaden ve siyaseten yer kapma amacında oldukları açıktır... Görüleceği üzere yıllardan beri Suriye yönetiminde olduğu gibi dış destek güçlerinde de temel aktörlerde değişen bir şey yoktur.
 
Fakat galiba küreselleşme, globalleşme derken içerden ve dışardan bazı değişim baskıları Suriye yönetiminin üstüne üstüne gelmeye başlamıştır. Bunun içindir ki Beşar Esad, bir taraftan katliamını sürdürürken öte yandan olağanüstü hâlin kaldırıldığını, partilerin kurulması için izin çıkarıldığı, tutukluların serbest bırakıldığını açıklamaktadır.
 
Öyle görülmüyor ama umalım Esad kardeşler ülke çoğunluğunun sesine kulak verirler. Yoksa korkarım tarih onlarıda ülkesinin mahvına sebep olan Kaddafi'ye benzetecektir...

Bu haber 310 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Basın Toplantısı Mükemmeldi, Bir Ayrıntı Hariç !18 Mayıs 2012

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

Tüm haber yazıları ve içerikleri Son Nokta Gazetesine aittir. Kaynak belirtilmeden kullanımı yasaktır.
RSS Kaynağı

Web Tasarım: Gebze Tasarım

Altyapı: MyDesign