|
| ||||||||||
| ||||||||||
|
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Beklenen Seçim Sonuçları Sonrasında
25 Haziran 2011, 14:35 Konuşmalardaki çirkinlikleri de arkasında bırakarak bir seçim daha gerilerde kaldı. Halkımız, hemen her seçimde olduğu gibi, yine sağduyusunu kullanırken, dünyayı kavramak açısından aydınından daha ilerde olduğunu tevsik edecek tarzda değerlendirmesini yaptı. Aslında beklenilen sonucun biraz daha ilerisindeki neticeyle AKP, DP'nin 1950'li yıllardaki başarısını, oylarını yükselterek ileriye taşıdı. Görünen, AKP'nin şu andaki alternatifsizliğini bir taraf koyacak olursak, Türk demokrasisinin önemli bir gelişmeye damga vurduğudur. CHP her kaybedilen seçimden sonra "kaybeden mağlubun bu yolda yine galip" olduğunu ispatlamak için bu defa bulduğu mazeretse artan "oydaşlar(!)" dır,. Kaset menşeli lidere ve bazı yandaşlarına bakacak olursak seçimde CHP yine, bir önceki seçime göre, başarı kazanmıştır!.. Ama ne yaparsınız ki işin gerçeği 1950'den bu yana, eğer birilerinin zorlayıcı gücü devreye girmezse, CHP'nin sırtının bir türlü yerden kalmadığıdır. Hâlâ devlet partisi saplantısı ile ve bir türlü anlayamadıkları halkın değer hükümlerine samimiyetle sahiplenilmeden isimdeki "halk" ifadesinin halkın partisi olmaya yetmediğidir. Dört sene sonraya diyor sn Kılıçdaroğlu. Peki nasıl? Sadece çamur atarak, red ederek, şart koşarak ve halkın iç dünyasına girmeden bu nasıl olacak? CHP'nin oyu 3,5 milyon artmış geçen seçimden bu yana. Doğru. Ama ya artan seçmen sayısı ve iktidardaki partiye yansıyışı! Gerçekten siz halkınızın, en az sizler kadar, kafasının çalıştığının ne zaman farkına varacaksınız? Medyanın, iç ve dış güçlerin akla zarar verici desteğine rağmen CHP'nin %26'larda kalmasını başarı olarak gösterirken, benim adım Kemâl'e sığınan bir liderle partinin halinin ne olacağını zaman gösterecek belki ama!. Bunları düşünürken, daha dün bir bugün iki içerden birileri "bence haklı olarak" alınan sonuçların başarı yutturmacasına uygun düşmediğinin işaretlerini vereceklerdi... CHP kazanı yeniden kaynamaya başlıyordu kısaca!.. Fakat samimiyetle itiraf etmeliyim ki sn Kılıçdaroğlu'nun değerlendirmesinin bana yeni bir şey öğrettiği muhakkak. Bizler veya en azından ben, bir zamanlar ortalama bir değerlendirme ile sol oyların veya CHP'nin, her hâlükârda Türkiye'de %30'larda bir potansiyele sahip olduğunu düşünürdüm. Siyasî konuşmalarımız da çoğu defa da bu zeminde olurdu. Yanılmışım. Görülen, yeni oy vermeye başlayan genç seçmenlere rağmen sol havanda su dövmeye devam ederken, CHP hâlâ halkıyla barışmaktansa, karalamayı, birilerine yaranmayı ve vesâyetçilikten kuvvet almayı ummaya devam ediyor. Böylece artık %20'lerin üzerine çıkan her puanı başarı hanesine yazıyor. Doğru da kabul etmek gerekir. Çünkü bir dönem, sol olarak değil ama CHP olarak Meclis dışında kalmışlardı. Fakat sanırım şurası kesin 27 Mayıs Darbesinin karargâhı CHP üzerinde rahmetli Menderes'in "ahı" hâlâ devam ediyor. Haa benim derdim mi? Derdim iktidar partisi AKP'nin karşısında dirayetli, sağduyulu ve halkıyla kucaklaşan güçlü bir muhalif partinin olmayışı. Ümit mi? Beşinci sırayı paylaşandan geriye doğru sıralananlara baktığımda şimdilik pek yok. Kim bilir gün doğmadan neler doğar? Ve belki "küçük olsun benim olsun" saplantısında olanların akılları başlarına gelir de birleşme güzergâhına doğru yol alırlar. Meselâ HAS Parti ile BBP, hatta DP bir araya gelseler ve bir çatı altında gelecek seçimlere şimdiden, suçlayarak değil halkıyla bütünleşerek çalışmaya başlasalar, yıpranacak bir AKP'e ile boşlukta kürek sallamaya devam edecek görüntü veren CHP'e alternatifi olmazlar mı, dersiniz? Belki bu yapıya, ihtiraslarından soyutlanan başkaları da katılırlar ve Türk demokrasisi imtihanını, uçlarda karar kılmış görüntü veren bugünkü muhalefet anlayışına karşılık, daha geniş bir zeminde verme şansını yakalar... Seçim sonrasında siyasî parti liderlerinin konuşmalarında meydanlardaki sert ve çirkin ifadelerin bulunmayışını, -umalım devam eder-, sevindirici bulmamak mümkün değil. Bu arada muhalefette kalanların çevrelerine umut aşılama anlayışlarını da tabii kabul etmek gerekir. Ama yine seçim sonuçlarına doğru teşhis koyamazlarsa yaşanacak hüsran umutsuzluklara, dolayısıyla huzursuzluklara yol açar. O halde doğru teşhisle yola çıkıldığında, bana göre, en soylu davranışı BBP Başkanı Yalçın Topçu'nun istifa ederek gösterdiğini söylemem gerekir. Fakat? Şeytan birden aklıma getirdi. İnşallah kararında sebat eder ve "işte bakın tekrar isteniyorum, baskı var ancak ben!.." diyerek geri dönmez. Şüphesiz bu tavır, âkil adam olarak partisine, Türk demokrasisine hizmet etmesine mâni değildir.. Kim bilir? Belki de yukarıda dile getirdiğimiz "birleşme" çağrısının çabalayıcısı olur.. İstifa konusunda düşüncelerimi dile getirmem gerekirse sn Kılıçdaroğlu ile sn Bahçeli'nin de istifa ederek partilerinin gelecekteki gelişmelerine ışık tutmalarının gerektiğidir. Yoksa 60 yıllık demokrasi tecrübemizin yansıttığı üzere bu kafayla "Halk Partisinin müzmin ana muhalefet partisi görevi" ebedileşebilir!... MHP ise, bugünkü sevimsiz görüntü ve saplantı içerisinde, alternatif olma yükünü taşıyamayarak ezikliğini sürdürmeye devam eder.. Gelelim BDP'e. Hazırlıklarını yaparken, aralarına Marksist-Leninist ve Ateist olanlar dışından bulunan Kürt kökenli diğer aydınları da alarak seçimlere girmeleri, şüphesiz başarılarını ileriye taşıyan bir husustur. Daha seçim sath-ı mailine girildiği günlerde Güneydoğu Anadolu seyahatimden döndüğümde, dostlarıma BDP'nin en az 30 milletvekili çıkarma şansının olduğunu söylüyordum. Fazla yanıldığımı düşünmüyorum. Tabii şimdi bu milletvekillerinden, kendi içlerinden başlayarak itidalli ve uzlaşıcı bir arayışa hizmetleri beklenir.. Sivriliğin ve tahriklere kapılarak yapılanların bir zaman sonra "bumerang" tepkisi yaptığını çokça görülmüştür. BDP'nin yeni milletvekili yapısının uzlaşıcı bir anlayışa zemin hazırlayacağından, -yanılmamayı dileyerek-, ümitli olduğumu söylemeliyim.. Tam bu düşüncelerimi dile getirmiştim ki aralarında en âkil olabileceklerden birinin Pazartesi akşamı Haber-Türk'te katıldığı programdaki ifadelerini ve ihtilaç içerisindeki çehresini görünce ürperdim. Bu tavır acaba germekten yeni kazanımlar sağlamağa çalışan uygulamanın yeni bir stratejisi mi idi, yoksa dün milletvekilliği için yola çıkıldığında verilen sözler içerisinde bir çaresizlik mi? Bekleyip göreceğiz. Ama şurası muhakkak gerginlik her zaman umulanı vermez ve bumerang keskin dönüşünü yapar!.. Seçimler öncesinde ve sonrasında çok şey söylendi. Söylenmeğe devam da ediliyor ve edilecektir de! Benim seçim sonrasında hemen dile getirmek istediğimse, öncelikle halkımın sağduyusunun aydınından çok daha ileride olduğuna dair söylemlerime bağlı inancımın teyidinin bir kere daha belirlenmiş olmasıdır. Sonra da Sn. Başbakanın balkon konuşmasında dile getirdiği üzere, kucaklayıcılığın ve tevazuun Türk siyasî hayatında artık kökleşme zamanın geldiğidir... Fakat bunun tek Ne kadar iyi olur... taraflı olmayacağını da bilmek gerekir. Bakalım, görelim ve ümit edelim... Bu haber 261 defa okunmuştur.
|
GALERİ |
||||||||
|
Tüm haber yazıları ve içerikleri Son Nokta Gazetesine aittir. Kaynak belirtilmeden kullanımı yasaktır. Altyapı: MyDesign |
||||||||||