ANASAYFA HABER ARA FOTO GALERİ VİDEOLAR ANKETLER SİTENE EKLE RSS KAYNAĞI İLETİŞİM

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Seçim Sath-ı Mâilinde

Metin ERİŞ

27 Mayıs 2011, 16:18

Metin ERİŞ

Günler birbirini kovalarken içeride ve dışarıda öylesine olaylar, öylesine gelişmeler yaşanıyor ki bazen hangi konuyu işleyeceğinize karar vermekte zorlanıyorsunuz. Siyasilerimizin, daha doğrusu liderlerin artık insana yılgınlık vermesi ve dinleyenleri bezdirmiş olması gereken hitabet kürsülerindeki üslûpları, kullandıkları kelimelerdeki iptidailik sanırım birçoğumuza, şu seçimler olsa da bu bayağılıktan bir an önce kurtulsak dedirtiyordur.
Hakaretin bile bir zarafet taşıyabileceği nükteli konuşmaların artık çok gerilerde kaldığı, lider kisvesi giymiş siyasilerimizin 500 kelimeyi aşmayan dağarcıklarıyla bağırmayı yeğlediği bir ortamda, avamlaşan demek istemiyorum, basitleşen hitabet tarzı vakıa-i âdiyeden olmuş görünüyor. Öyleyse üzerinde bile durmamız sanırım abesle iştigalden öte olmayacaktır.
Benimle aynı düşünceyi paylaşanların bazen öfkeli tepkilerine verecek cevap aradığımda söyleyebildiklerimi şu cümlelerde özetlemem mümkün: "Türkiye'nin demokrasi tanışıklığını darbeler budama yaparak değil, kökten kazıyarak yok ettiğinden bugüne varış kaçınılmazdır. Ama bu da geçecek ve Türkiye muhakkak kendisine lâyık siyasilerle tanışacaktır... Üstelik unutmamak gerekir ki bugünün demokrasi havariliğine soyunan ülkeleri, geçmiş yıllarda çok daha kötü bir zeminden geçerek bugüne gelmişlerdir."
Bunları söylerken geçmiş günlere döndüğümüzde karşılaşacağımız, 27 Mayıs Darbesinin, demagog ve inançları istikâmetinde dimdik ayakta durmayan bir lider anlayışına tezgâhlık yaptığı, hatta bunu istediğidir. Böyle bir ortamda ortaya bugün çıkanın, eğrisi ve doğrusu ile, çok farklılaşmasını beklemenin henüz zor olduğudur!. Muvaffakı ve muhalifi ile, dik durmağa çalışır görünenlerinse, geleneği sokak sananlarla onu inkâr edenlerin çatışma boyutlarını zorlamaktan başka çıkış arayışı içinde olduklarını söylemek imkânsızdır.
Fakat her şeye rağmen seçimler arkada kaldıktan sonra, başta Güneydoğu Anadolu'muzda ideolojik bağnazlıklarını ve şahsî çıkar hesaplarını demokratik hak arama kılıfı ile sunmağa çalışanların öne çıkamayacağı bir ortamın doğacağına inanıyorum. Böylece halkımızın sağduyusu münevverleriyle bütünleşerek daha güzel günlere yelken açacaktır...  Ve bunun için de atılacak adım Batı uygarlığının ve AB'nin bazı evrensel değerlerinden yararlansanız bile saplantılardan kurtularak öz değerlerimizin, yalansız dolansız, ayakta tutulmasından geçeceği muhakkaktır... AB ifadesi son günlerde neredeyse sessizce geçiştirilen bir gelişmeyi hatırlattı!.
*****
Kısaca Türkiye'nin AB Bakanlığı kurmaktan çok daha önemli, kendi içinde çözülmesi gereken sorunları var. Türk dış politikası, son yıllarda Dış İşleri Bakanı sn Davutoğlu'nun ferasetli olduğuna inanmak istediğim adımları istikâmetinde çok yönlü değil miydi? AB tek hedef değildir veya olmamalıdır. Ve unutulmamalıdır ki AB ile içimizden birileri, Gümrük Birliği ile zaten belli sonuçları elde etmiş durumdadırlar.. Peki dış politikamızın temeli çoklardan biri arayışında olması varken neden yine saplantıyı hedeflemektedir bir şey!..
 

Bu haber 145 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Basın Toplantısı Mükemmeldi, Bir Ayrıntı Hariç !18 Mayıs 2012

HAVA DURUMU

Detaylı bilgi için resmin üzerine tıklayın.

GALERİ

Tüm haber yazıları ve içerikleri Son Nokta Gazetesine aittir. Kaynak belirtilmeden kullanımı yasaktır.
RSS Kaynağı

Web Tasarım: Gebze Tasarım

Altyapı: MyDesign