|
| ||||||||||
| ||||||||||
|
| ||||||||||
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
Çılgın Proje
13 Mayıs 2011, 14:51 Gelelim şu Çılgın Projeye!.. Projeyle ilgili olarak ilk ifadeleri duyduğumda tepkim "Allah Allah bu proje aslında yeni değil, çılgın da!.. Ama acaba neden yer değiştirdi?" oldu. Zira daha 1980li yılların başlarında ve henüz pek çok STK'nın beyin fırtınası toplantılarına başlamamış olduğu bir zaman diliminde, rahmetli hocamız Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu'nun önderliğinde Boğaziçi Sohbetlerini başlatmıştık. Kendilerinden sonra da devam eden süreçte, 90'lı yıllarda, Karadeniz'i Marmara'ya bağlayacak kanal projesi bu sohbetlerin birinde konuşulmuştu. Kanuni Dönemine rastlayan ilk safhadan itibaren çeşitli zaman dilimlerinde gündeme gelen düşüncenin uygulama seyrinde göz önünde tutulan mekân hep "Karadeniz - Sakarya nehri - Sapanca - Marmara güzergâhı" olmuştu. Konu zaman zaman Cumhuriyet döneminde de gündeme gelmiş ve bazı hocalarımız tarafından güncelleştirilen proje devlet kademelerine sunulmuştu. 90'lı yıllarda, projeyi yeniden elden geçiren ekibin başında bulunan hocamız toplantılarımızın birinde konuyu gündemimize almıştı. Proje değişik güzergâhı ile sn Başbakan tarafından gündeme getirildiğinde bugününü yaşayan ve muhalif olmak için muhalefet yapanlarla, yağ kazanına batmış tek perdeden konuşmayı şiar edenmiş goygoycu "hık deyicilerin" konuşmalarını dinlemektense, bundan bir süre önce projenin yürütücüsü olanları arayıp bulmak onlarla konuşmak sanırım daha doğru olanıydı. Bizim kolaycı ahkâm kesici basınımızın bunu tercih etmesini beklemekse sanırım abesle iştigaldi. Bu düşüncelerle, sohbetlerde bir araya geldiğimiz ve o günlerde projenin hazırlayıcılarından Prof. Dr. Necati Ağıralioğlu'na başvurmak en doğru olanıydı. Kendilerini arayarak son gelişmelerden ne kadar haberdar edildiklerini ve neden yeni bir güzergâh ihtiyacının olduğunu öğrenmek istedim. Cevapları açıktı. Karadeniz-İzmit Körfezi projesi bundan 4 yıl kadar önce devlet büyüklerine sunulmuş ve olumlu görüşleri de alınmıştı. Ama aradan bir süre geçtikten sonra verilen cevap; "çok iyi, çok güzel ve gerekli ama, o günlerdeki maliyeti 300-400 milyon Dolar olan proje için, devletin parası yoktu! Acaba bunu Üniversite deruhte edemez miydi?" Bu cevap iki türlü şaşırtıcıydı. Biri, eğer inanırsanız, devletin 300-400 milyon Doları finanse edecek durumu yoktu. İkincisi bunu devlet üniversitesinden bekliyordu ve üniversite bu finans kaynağını bulursa devlet projeyi destekleyecekti! Gelin de şaşmayın... Değerli hocamıza şaşkınlık içerisinde hemen ikinci sorumu dile getirdim. "Peki, bugün aynı güzergâh tercih edilse yukarıdaki rakam ne kadar oynar?" Aldığım cevap "belki biraz daha maliyetlerin yükselmesi bakımından fark edeceği, ama bunun milyar Dolarları bulmayacağı" idi. Zira o projenin ana güzergâhını Sakarya nehri yatağı teşkil edecek ve Çatalca Projesi kadar hafriyata gerek kalmayacaktı! Peki, o günlerdeki sunumdan sonra sizleri tekrar arayan soran oldu mu? sualime aldığım cevapsa ise "hayır" dı.. Düşünüyorum. Güzergâh değişiyor. Neden belli değil veya açıklanma gereği duyulmuyor!.. Hadi o günkü rakamlar katlandı!... Fakat bilenler tarafından 1 milyar Doları bulmayacağı söylenen kanal projesinin bugün gazetelere yansıyan rakamı 10 milyar Dolardan fazla, yani!.. Ayrıca "fazla"nın ucunun nereye kadar açık olduğu ise ayrı bir âlem. Neyse! Fakat aklıma takılan bir başka nokta daha var. ***** Kısaca Türkiye'nin İstanbul Boğazını doğması muhtemel tehlikeli deniz trafiğinden, Montreux'e rağmen, bir şekilde kurtarılması gerektiği bir vakıa. Yani yeni bir güzergâha ihtiyacımız var. Ama nasıl ve nereden? Umalım konu, siyasî hayatımıza intikal eden her konu gibi, bir inat meselesi olmaz da aklıma takılan Türkiye'mize yeni ufuklar açacak şekilde "çılgınlaştırılmadan" çözüme kavuşturulur.. Bu haber 184 defa okunmuştur.
|
GALERİ |
||||||||
|
Tüm haber yazıları ve içerikleri Son Nokta Gazetesine aittir. Kaynak belirtilmeden kullanımı yasaktır. Altyapı: MyDesign |
||||||||||